Şafak Vaktim

Güneş doğudan doğar!

Buradasınız: Home Tarih İstanbul'un Fethinin Avrupadaki Derin Yankıları

Güncel

İstanbul'un Fethinin Avrupadaki Derin Yankıları

Büyük Fatih ve devlet adamı Fatih Sultan Mehmed,İstanbul'un fethiyle süslediği askeri başarılarıyla en azılı düşmanlarının bile gözlerini kamaştırmış ve büyüklüğünü onlara dahi tarih önünde kabul ettirmiştir.Mesela fetih sırasında İstanbul'da bulunan İtalyan tarihçi Zorzo Dolfin,onun tarihe

yön veren parlak zaferlerinin altında yatan sırları ve karakterinin en dikkat çeken taraflarını şu takdir dolu ifadelerle anlatmıştır;

''Sultan Mehmed,çok az gülerdi.Zekası,daimi bir çalışma halindeydi.Çok cömertti.Her işte fevkalade atılgan,hatta cüretkardı.Seçtiği hedeflere erişmek için çok ısrar ederdi.Soğuğa,sıcağa,açlığa,susuzluğa tahammüllüydü.Kesin konuşur,kimseden çekinmezdi.Zevk ve sefadan uzaktı.Türkçe,Yunanca ve Sırpçayı çok iyi konuşurdu.Her gün bir müddet okurdu.Roma tarihi,başka devletler tarihi,Laerce,Tite-Live,Herodot,Quinte-Curce,Papaların,Alman İmparatorları ile Fransa ve Lombardiya krallarının vakaları okuduğu tarihler arasındaydı.Avrupa'daki bütün devletleri tanırdı.Özellikle İtalya'nın coğrafyasını en ince noktasına kadar bilirdi ve bir Avrupa haritasını yanından ayırmazdı.Askeri ve coğrafi ilimlerle isteyerek meşgul olur,araştırmalar,incelemeler yapardı.Tabiiyeti altında bulunan ülkelerin adet ve şartlarını devletin ve bölgenin menfaatlerine kullanmakta maharetliydi.''

Diğer bir İtalyan tarihçi olan Langostu da meslektaşının tespitleriyle örtüşecek şekilde,Fatih'in tarihin en şanlı cihan sultanı konumuna nasıl eriştiğiyle ilgili şu değerlendirmeyi yapmıştır;

''Sultan Mehmed,ince yüzlü,ortadan fazla uzun boylu,silahlar kuşanmış,asil tavırlı,çok az gülen,devamlı öğrenmek ihtirası ile yanan,cömert ve iyi kalpli,gayelerine ulaşmakta inatçı bir hükümdardı.En çok harp sanatına meraklıydı.Her şeyi öğrenmek isteyen zeki bir araştırmacıydı.Sefahat düşkünlüğü olmayıp,kötü adetleri yoktu.Harem dairesinde çok az vakit geçirirdi.Nefsine hakim ve uyanıktı.Her şartta tahammül gösterebilirdi ve bir cihan devleti peşindeydi.''

Fethin gerçekleşmesi,Türk tarihinin olduğu gibi dünya tarihinin de seyrini değiştirmiştir.Hususen de Batı aleminin mukadderatını yakından tayin etmiş ve etkileri günümüze kadar devam eden köklü değişiklikler meydana getirmiştir.Bu anlamda Alman İmparatoru Üçüncü Friedrich,papaya yazdığı tarihi mektupta,fethin Avrupa'daki siyasi yapıyı ve dengeleri nasıl allak bullak ettiği hakkında şu mühim tespitlerde bulunmuştu;

''Mehmed çoktandır aramızda hükümferman buyuruyor.Türk kılıcı çoktan beri başımızın üzerinde asılıdır.Karadeniz çoktan bize kapalı ve Romanya çoktan Türklerin hakimiyetindedir.Oradan Macaristan'ı ve sonra Almanya'yı ele geçirecekler.İngiltere ve Fransa kralları birbirlerine karşı silaha sarıldılar.İspanya nadir anlardaki huzura kavuşuyor.İtalya ise asla sulha kavuşmayacaktır.''

Aşırı Türk düşmanı olan tarihçi G.Schlumberger'in konuyla ilgili değerlendirmesi de gayet çarpıcıdır;

''Türkler tarafından İstanbul'un fethi,cihan tarihinin en büyük hadiselerinden birini teşkil etmiştir.Bu fethin,Avrupa'nın mukadderatı üzerindeki tesiri,mucizevi olmuştur.Doğu Avrupa'da Türklere,asırlar boyunca üstünlük temin etmiştir.Bu hadise tarihin akışını değiştirmiştir.''

Aynı hakikat çerçevesinde Alman tarihçi Fransız Babinger ise ''Mehmed-II der Eroberer und seine Zeit Weltenstürmer einer Zeitenwende'' adlı eserinde şu mühim tahlillere yer vermiştir;

''Cihan tarihinde bir dönüm noktası meydana getirecek olan bu hadisenin tesiri her yerde hissedildi.Türk dünyası için Fatih günümüze kadar,bütün imparatorların en büyüğü olup,beşer tarihinde başka her hangi bir şahsın kendisiyle mukayese edilmesi zordur.O Türk milletine,bütün tarihinin en harikulade ve en yaklaşıması gayr-i kabil şahsiyet olarak takdim edilmiştir.''

''Batı aleminin mukadderatı,Fatih Sultan Mehmed'in dörünmesiyle sarih bir şekilde işaretlenmiştir.Kudretli şahsiyeti,büyük Avrupa sahalarının dış görünüşünü derinden değiştirmiştir.Batıda bu hadisenin yarattığı muazzam akis herkesi,İstanbul'un memleketlere değer bir belde olduğuna inandırdı.Orta Çağ'dan çıkarken,insanları ve dünyayı,görüş tarzıyla Fatih'in şahsiyeti,zekası tesir altında bırakmıştır.''

Bir başka Alamn tarihçisi A.D.Mordtmann'ın Fatih,hem Doğu'yu hem Batı'yı kucaklayıp kuşatmış,ikisinin de sentezini yapabilmiş dahi hükümdarlardan biriydi.Mustafa Armağan'ın da işaret ettiği üzere onun bir elinde Homeros'un İlyada'sı bulunurken öbür elinde de Gazali'nin Tehafütü'l-Felasife'si bulunuyordu.Arapça ve Farsça'ya verdiği aynı değeri Yunanca ve Latince'ye de gösteriyordu.O,karaların denizlerin ve ''ufukların sultanı'' olarak gökyüzünde,yeryüzünde ve tarihte olan biten her şeyle derin bir araştırma merakıyla ilgileniyordu.Onun fetihleri,projeleri ve nihayetinde tüm icraatları zaman atlasını ileriye ve geriye doğru yırtıyor,zamnı ve geleceği tayin ediyordu.Yahya Kemal'in deyişiyle Fatih,İstanbul'da sadece mekanı değil zamanı da fethetmişti.

Öte yandan,fetih esnasında şehirleri çevreleyen aşılmaz ve yıkılmaz zannedilen kalın surların top gülleleriyle devrilebileceğinin ortaya çıkmasından ilham alan Avrupa kralları,aynı yönteme başvurarak,otoritelerini hiçe sayan ve ahaliye köle muamelesi yapan derebeylik rejimine asırlar sonra da olsa son vermeyi,İstanbul'un fethi ve toplar sayesinde nihayet başarabilmişlerdi.Osmanlılarla büyük bir merhale kaydeden topçuluk tekniğinin,dünya tarihini değiştirecek ilk büyük zaferi İstanbul'un fethi ise,ikincisi de Avrupa'da derebeylik (feodalite) rejiminin yıkılması olmuştur.Sonuç itibariyle fetih sırasında kullanılar Türk topları,Avrupa'da merkezi krallıkların güçlenmesine,milli birlik esasına göre yeni devletlerin durulmasına yol açmış;hasılı Avrupa'nın siyasi yapısı,haritası ve geleceği üzerinde kalıcı etkiler meydana getirmiştir.

Yine fetihle İpek ve Baharat Yolu'nun Osmanlı'nın eline geçmesiyle,Türklere ekonomik ve siyasi anlamda bağımlı hale gelen Avrupa,bundan kurtulmak ve Osmanlı karşısındaki konumunu büsbütün yitirmemek için alternatif deniz ve ticaret yolları aramaya koyulmuştur.Bu da Coğrafi Keşiflerin ortaya çıkmasına,Avrupa'nın dünyayı tanıyıp kabuğunu kırarak içine gömüldüğü makus talihini yenmesine yol açacaktır.

Kısacası,Avrupa'da yeni bir çağ açan fetih hadisesi,Batı'nın hayatını baştan sonra değiştirmiş ve geleceğine istikamet vermiştir.Bu yüzdendir ki fetih,sadece bir savaşın kazanılması,bir şehrin ele geçirilmesi değil,insanlık tarihi,dünya ve Avrupa medeniyetinin akışını ve gelişimini şekillendiren muazzam bir olaydır.

Fetih öncesinde,aktif ve gelişmeci bir tavır sergileyemeyen Batı medeniyeti,durağan yapıdaki Hint,Çin,Afrika ve Amerika'daki ilkel medeniyetlerden hiç de farklı değildi.Buna ünlü medeniyet tarihçisi Bernard Lewis ''The Middle And The West'' isimli kitabında ''Frenklerin Avrupa'sı sahiden geri,sahiden aşağıydı.'' tespitiyle işaret etmiştir.Fetihle Batı,hem Orta Çağ'dan Yeni Çağ'a geçti hemde ilkel bir medeniyet safhasından yenilikçi bir medeniyet safhasına geçme imkanı elde etmiştir.(1)

Kaynak;

Paul Wittek,''Feth-i Mübin'',İstanbul Enstitüsü Dergisi,2/1956;Bahadıroğlu,age,s.113-114,133,143

Sitemiz herhangi bir ticari amaç gütmeyen kişisel bir web sitesidir,amacımız çeşitli politik ve tarihi konuları tek bir çatı altında toplayıp siz değerli okuyucularımıza sunmaktır.
Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.