Şafak Vaktim

Güneş doğudan doğar!

Buradasınız: Home Analiz-Dosya Şeyh Sait isyanının gerçek yüzü

Güncel

Şeyh Sait isyanının gerçek yüzü

Resmi tarih kitaplarında Şeyh Sait isyanının devlete karşı bir bağımsızlık mücadelesi olduğu yazılıdır peki bu durum gerçekten de böylemidir?Bugün PKK’nın belli kesim üzerinde otorite kurmasının en önemli faktörlerinden birisi devletin geçmişte Kürtlere yönelik eylemleridir,bugün halen daha Dersim üzerindeki kara bulutlar dağıtılabilmiş değildir.Peki gerçekten Sait isyanı devlete karşımı yoksa rejimin uygulamalarına karşı başlatılmış bir olaymıdır?Bunu en iyi dönemin ve isyanın en önemli kişilerinden olan Şeyh Sait’in belli aralıklarla ve yerlerde verdiği vaazlardan anlayabiliriz.

Şeyh Said, 13 Şubat 1925 Cuma günü, Piran camisinde verdiği vaazda halka şöyle sesleniyordu:

“Medreseler kapatıldı. Din ve Vakıflar Bakanlığı kaldırıldı ve din mektepleri Milli Eğitim’e bağlandı. Gazetelerde birtakım dinsiz yazarlar dine hakaret etmeye, Peygamberimize dil uzatmaya cüret ediyorlar. Ben bugün elimden gelse, bizzat dövüşmeye başlar ve dinin yükseltilmesine gayret ederim.”(1)

Şeyh Said bu arada, “Emir’ül Mücahidin Muhammed Said El-Nakşibendi” imzasıyla halka yönelik çeşitli beyannameler yayınladı..

Yayınlanan beyannamelerden birinde;

“Kurulduğu günden beri din-i mübini Ahmedi’nin (Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin apaçık dininin) temellerini yıkmaya çalışan Türk Cumhuriyeti Reisi M. Kemal ve arkadaşlarının, Kur’an’ın ahkamına aykırı hareket ederek, Allah (celle celaluhu) ve Peygamberi inkar ettikleri ve Halife-i Islam’ı sürdükleri için, gayri meşru olan bu idarenin yıkılmasının bütün Islamlar üzerinde farz olduğu, Cumhuriyetin başında bulunanların ve Cumhuriyete tabi olanların mal ve canlarının şeriat-ı garrayı Ahmediyye’ye (Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin şeriatına) göre helal olduğu…”(2) hususlarına yer veriliyordu.

Bir başka beyannamede de;

“Hilafetsiz Müslümanlık olmaz! Halife memleketten çıkarılamaz! Şimdiki hükümet mütemadiyen(sürekli olarak) dinsizlik neşretmektedir. Kadınlar çıplaktır. Mekteplerde dinsizlik ilerliyor…”(3) şeklinde ifadeler yer alıyordu.

Şeyh Said, Urfa’daki Izoli Kürt aşireti reisi Bozan Ağa’ya gönderdiği mektupta;

“1300 seneden beri Cenabı Hakk’ın Peygamber Efendimizi göndermekle neşir ve tebliğ ettiği dinimizi imhaya çalışanlara karşı harp ilan ettim. Bunda bana yardım edilmezse, cümlece mahvoluruz!”(4)

Şeyh Said, yine Urfa’daki Milli aşireti reisi Halil Beg’e gönderdiği mektupta;

“Şimdiki hükümet Islam Hilafetini, Saltanatı, meşihatı Islamiye’yi (Şeyhülislam Makamı) ve ilim medreselerini ilga etmiş, Evkaf Nezaretini (Vakıflar Bakanlığı) kafirlik maarifine ilca etmiş(çevirmiş), kadınlık mesturunu(örtünme) kaldırmış, zinayı ve içki içilmesini, kadınların yabancılarla dans yapmasını mübah kılmış, bu gibi fuhşiyata mahsus mesela dans salonu, tiyatro, sinema, bar ve umumhane gibi geniş binalar inşa etmişler, Allah (celle celaluhu) ve Resulünün (sallallahu aleyhi ve sellem) dini olan dinimizle istihza(alay) etmekte bulunmuşlar, onların namına olarak ahkamı Islamiyeyi tahkir ve Islamiyetin esaslarını değiştirmişler, erkanı(ileri gelenleri) sarsmışlar, dine karşı ve bu din erbabına karşı ilan-ı harp eylemişler. Allahü Taala din ve Şeriatın intikamını almaya başlamıştır.. himmetinizden muavenet talebinde bulunuyorum, bütün aşiretlerinize bildiriniz.”(5) diyordu.

Şeyh Said, Varto’daki Alevi Zaza olan Hormek aşireti reisleri Halil, Veli ve Haydar Ağalara gönderdiği mektupta da söyle yazıyordu:

“Din-i mübini Ahmedi’yi, kafir olan M. Kemal’in yedi zulmünden tahlis etmek(kurtarmak) gazası niyetiyle susar’a hareket edildi. Bu gaza ve cihadın mezhep ve tarikat tefrik edilmeden, ‘Lailahe illallah Muhammedün Resulüllah’ diyen bütün Islam muvahhidleri üzerinde farz olduğundan, büyük bir gayret ve secaat sahibi olan Müslüman aşiretinizin de şeriat-ı garrayı Ahmediyye’ye ve bu cihad-ı ekbere itba’ edeceğinize itimadım berkemaldir. Ya eyyühel-ensar, dinimizi ve namusumuzu bu mülhidlerin(imansızların) elinden kurtaralım, size istediğiniz yerleri verelim. Bu dinsiz hükümet bizi de kendisi gibi dinsiz yapacaktır. Bunlarla cihad farzdır.”(6)

Vaazlardan anlaşılacağı üzere Şeyh Sait isyanı devletin dine karşı olan tutumundan dolayı dini savunmak için başlatılmış bir olaydır ve kanlı bir şekilde bastırılmıştır,o günleri en iyi anlatan N.Fazıl Kısakürek’in ‘’Dersim’’ yazısıdır.Rejimin dinle olan hesaplaşmasında M.Kemal’e Hilafet konusunda muhalefetiyle bilinen Trabzon mebusu Ali Şükrü Paşa M.Kemal’in yakın koruması Topal Osman tarafından evinde boğularak katledilmiştir.

Burada asıl sorgulanması gereken konu,dinine bu kadar bağlı bir milletin,açıkca kominizm ve zerdüştlük propagandası yapan PKK'ya nasıl oluyorda belli bir kesimden destek gördüğüdür.

Kaynaklar;

1- Behçet Cemal, Şeyh Sait Isyanı, Sel Yayınları, Istanbul 1955, sayfa 24.

2- M.Şerif Fırat, Doğu Illeri ve Varto Tarihi, TKAE Yayını, Ankara 1981, sayfa 180.

3- Behçet Cemal, a.g.e., sayfa 48.

4-Behçet Cemal, a.g.e., s.45; Metin Toker, a.g.e., sayfa 27.

5- H.Şelıc, Zaza Gerçeği, Dicle-Fırat Yayınları, Almanya/Münih 1988, sayfa 36.

6-M. Şerif Fırat, a.g.e., sayfa 181

Sitemiz herhangi bir ticari amaç gütmeyen kişisel bir web sitesidir,amacımız çeşitli politik ve tarihi konuları tek bir çatı altında toplayıp siz değerli okuyucularımıza sunmaktır.
Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.